11 Mart 2010 Perşembe

Aklıma gelen şeylerin aklımda kalanları



İnsanlar mı çok rahatsız edici yoksa ben mi uyuzum? Ben bir miktar uyuzum evet ama insanlar da çok rahatsız edici. Dolmuşta yanımdaki hatunun telefonla konuşması, diğer yanımdaki adamın cebinden çıkardığı bir tomar kağıdı eşeleyip durması vs. Yani isyanım boş ama söylemeden geçmiş olmayayım.

İstanbul'un içinde gezindiğim sürece estetik anlamdaki zavallı halimize üzüleceğim. Ben ki renk körüyümdür, siyah ile laciverdi birbirinden ayırt edemem; abi bir binanın yarısı düz beton bırakılıp diğer yarısı beyaz-koyu lacivert şekilli şablonlu mozaik kaplanır mı? Neden eski binalar bu kadar güzel iken yeni yapılan her bina bu kadar çirkin? Neden milyon dolarlık inşaatlarınızı zengin göstersin diye hamam taşı gibi granitle kaplarsınız? Yavruağzı, turkuaz ve pembe gibi renklerin aynı binada güzel duracağına nerden ikna oldunuz?

Gördüğümüz şeylerin düşünce şeklimize direkt etki ettiğine inanıyorum. Yeni bir şeymiş gibi söylüyorum böyle ukala ukala, eminim bir sürü araştırması geliştirmesi vardır bu işin. Ama kendimce yaptığım küçük bir tespitten bahsedeceğim. Evimde bir köşede oturmuş duvarımı seyrederken içime bir sıkıntı geldi. Aslında duvarı seyretmiyordum; lakin bilgisayar başında olduğumdan, manzaram o esnada duvarımdan ibaretti. Yapmam gereken şeyleri yapamıyormuşum ve yapamayacakmışım, her şey olduğundan daha zormuş ve çokmuş gibi hissettim. Kaçıp gidesim geldi. Sonra salonda gidip camdan dışarı baktım. Uzakları gördükçe olaylara bakışım değişti. O kadar da kötü değil diye düşündüm. Belki de beynimizin sınırlanmış düşünen kısmı ile özgür düşünen kısmı farklıdır. Belki gördüklerimizin oluşturduğu nöro-elektrik sinyaller ile aktifleşen beyin bölgelerimiz, o an için daha çok baskın oluyordur ve düşünce şeklimizi şekillendiriyordur. Belki buna sıcaklık, koku ve müzik de aynı miktarda etki ediyordur. Klasik müzik dinlerken kafamızın daha çok çalışması gibi. O zaman belki de oturduğumuz evin dekorasyonu, tüm gün gördüğümüz her şey, ofiste oturduğumuz yerde karşımızda bütün gün ne gördüğümüz, dolmuşta giderken dinlediğimiz müzik ve sevgilimizin parfümü hayatımızda gözüktüğünden daha büyük bir öneme sahip olmaz mı? Duyu yollu uyarıcılara bu kadar açık iken, kötü dış etkenlere maruz kalmaktan dolayı kızmakta haklı değil miyim? Baya bildiğin ruh halimi değiştirebiliyorlar.

Arabesk müziği seviyorum. Ama arabesk bir deniz ise eğer, içinde yüzmeyi değil manzarasını seviyorum.

Reggae müziği de seviyorum. Ama reggae bir deniz ise eğer, tüple dalalım ve hiç çıkmayalım.

Taksim'de çalışıyorum, her gün İstiklal'den meydana yürüyorum. Toplumumuza bir sosyal sorumluluk kampanyası olarak yürüme dersleri verilmesinden yanayım. Farkındalık, etrafında neler olup bittiğinden haberdar olma, yürürken önüne bakma, birden bire durmamak ve yolun ortasında bekleyip konuşmamak gibi konu başlıkları olabilir.

İngilizce'nin şarkı söylemek için çok güzel bir dil olduğunu düşünüyorum. Lakin İngilizler de dahil olmak üzere hiç bir ülkeye özel bir hayranlığım yok. Kimseyi İngilizce bilmiyor diye de aşağılamıyorum. Lakin bazı insanların bazı dilleri konuşmaları komik oluyor. Ben komik şeylere gülerim, paylaşırım.

Kanye West'i hiç sevmiyorum, yani insan olaraktan. Fakat şarkıları güzel amk.

Çok pahalı yerlerde neden tabaklarımız cimrice hazırlanıyor. Tamam tepeleme pilav getirin demiyorum, onun da bir görgüsüz tarafı var, biliyorum. Ama bazı yerler abartıyolar. Bir tabakta kuş götü kadar bıt, bıdıcık kadar piticik zırt, kalanı haşlanmış tuzsuz sebze. Yemeyin artık bizi, para veriyorsak karnımızı doyurun.

Bay J ve Geveze Power FM'i bırakmışlar. Virgin Radio'ya geçmişler. Hayırlı olsun. Power FM artık Power FM değil galiba.

Fırat Tanış diye bir kişi var. Ben kendisini Geniş Aile dizisindeki Koyu Bilal tipiyle tanıdım. Ama adam bir yandan da müzikle uğraşıyormuş, ve gelin görün ki benim şimdiye kadar duyduğum en başarılı vokallerden biriymiş. Lütfen şu linkten abiyi bir dinleyin, ben çok beğendim. Allah vergisi.
Buyrun buradan izleyebilirsiniz.

Bu arada ben yavaş yavaş kopuyorum sosyal ortamlardan. Gittiğim hiç bir yerde kendime uygun bir köşe bulamıyorum. Çok fazla insan var. Kaçacak köyüm de yok, olsa da kaçmazdım zaten. Ben şehir insanıyım. Ama burası şehir değil artık. Görmemişin şehri olmuş kafasında gidiyoruz.

Ben samimiyete önem veren biriyim. Samimiyet derken kastım, içtenlik ve dürüstlük. Dürüst olmayan insan çok sevimsiz bir şey. Tam bir hayal kırıklığı. Ama daha ilginci ben ne kadar dürüst olursam olayım, bana inanmamak çok kolay. Benim de karşımdakini inandırmak için ekstra bir çaba sarf etmem çok anlamsız. Dolayısıyla burada bize bir çıkmaz sokak doğuyor. Bir çoğu insanın sosyal ilişkilerinde tutunabilmek için olmadıkları biri gibi gözükmek istemeleri, veya yapmadıkları şeyi yapmış olmak istemeleri, veyahut yaptıkları şeyleri yapmamış olmak istemeleri sonucu oluşmuş sahte tavırları hatta kimlikleri var. Basit insanlarda bu kutu ve içindeki gibi oluyor. Yani önce kutusunu tanıyorsunuz, belli bir süre sonra içindekini görüyorsunuz. Daha kompleks yaradılışlı kişilerde bu sorun lahana gibi oluyor. Her dönemeçte bir alttaki çıkıyor ortaya, kazdıkça bok çıkıyor. Bu kadar çok insan böyleyken ben neden aksi olayım? Öyle olduğuma inansam da karşımdakini nasıl inandırayım? Bununla beraber ben nasıl inanayım?

İnşaatlarda çalışırken bir sinirlenme edebiyatı edindim. İçten gelen engellenemez bir asabiyet patlaması. Şimdi bu sıkışmaları dalga geçerek ve stres kaynağını küçümsemek yoluyla çözüyorum. Bu da ciddi bir insan olmamı çoğu zaman engelliyor. Sinirlenmek kötü bir şey. Keskin sirke küpüne zarar.

Ben şimdi yatıp uyuycam galiba.

12 yorum:

Ece dedi ki...

bu goruntu koku ses, tum algilar hafizanin zengin bir koleksiyonu da olabiliyor genis bir coplugu de. e copluk demek kirlilik demek. bu kirlilikler de yurdun her kosesinde boy boy yukseliyor, gorunuyor, duyuluyor, goz gore gore izin veriliyor. yurdum copluge donustugu gibi yurdum insaninin hafizasi, biriktirdikleri de copten ibaret olmaya aday. yok yok hatta cop oldu bile.

bence herkese temel sanat egitimi verilsin. lisede verilsin. zorunlu olsun, hatta gecmesi en zor ders olsun, sinava girerken kat sayisi 48349325832 ile carpilsin!

ha bu arada power fm sabah -power morning team- ile basliyor.keyifliler:)

aurora dedi ki...

çok matah bişi olduğundan değil, sakın şımarma, yazdıklarını okumaktan neden keyif aldığımı düşününce buldum ki, okurken sürekli "evet yaa, aa ben dee, üzülme nolur, haha salak" falan gibi tepkiler veriyorum içimden.. yani uzaktaki yakın arkadaş gibi.. peki bu yorumun sana ne faydası olacak? bilmem belki daha iyi hissedersin.. ağzını ayırmış budala hayrandan fazlasıyım üstelik.. yalnız değiliz yani, hatta epeyce varız.. bir zamanlar ben de hayrandım :D

Ebru dedi ki...

kişiliği bozuktur insanın aslında. hak verdim bu yazdıklarına ama nedense bakınca aslında çok fazla sıkıldığını görüyorum esasında bilmiyorum artık her ne zamansa. insanlara istiklalde hatta her yerde yürümeyi öğretme gibi tavır sergileyemezsin sen onlar gibi olabilirsin sadece. kaldıki dışarda yemek yeme fikrindense saat kaç olursa artık suyla açlığımı bastırıp evde makarna haşlama fikri daha cazip gelir ki bundandır insan gibi yaşamak alışkanlık olmuştur. sende sinir bozucusun hığaa tavrını sergilediğinde fakat bunu sana hissettiriceğimi sanmıyorum şu yazı dışında. neyseki inşaat işiyle uğraşıyo olman herzaman böyle olmadığını açıklamış oluyor. istanbulda yaşıyorsun fazla bir beklentin olmamalı diye düşünüyorum. yada seni sinirli hale getiren inşaatsa komedyen olmanı tavsiye ediyorum. sıkma canını. görüşmek dileğiyle

Adsız dedi ki...

aynı bensin abi ben daha gencim bide sen bana hayat dersi felan ver :))sizin videolarınızada hayranım ben beni eklersen çok sevinirim taha_kocabiyik@mynet.com

cecilia dedi ki...

Arabesk müziği seviyorum. Ama arabesk bir deniz ise eğer, içinde yüzmeyi değil manzarasını seviyorum.

bu betimlemeyi sevdim ve diğerini de...

Onur Öztürk dedi ki...

çok yorulduk, ondan.

Yılmaz Barış dedi ki...

Altın Klavye Blog Ödülleri: http://www.altinklavye.com/2010/03/altn-klavye-hakknda.html

dedesinin pisiq balası dedi ki...

1. bence reggae bir denizse direk tüpsüz dalalım
2. allahtan taksimde falan çalışmıorum, ben ki 2 yanından aynı anda insan geçince ürperip başı dönenen bi kişilik olabiliorum kimi zaman, aksi halde nöro-elektrik sinyalizasyon sistemim zırt pırt arıza verirdi
3. senelerce tek kelime anlamadan ricky martin dinledim hatta konserine gitmişliğim var vakti zmanında ama hala dinliorum ve anlamıorum
4. uykum geldi zaten hastayım o zman ben yatıyım sonra görüşürüz

manicstar dedi ki...

"Gördüğümüz şeylerin düşünce şeklimize direkt etki ettiğine inanıyorum".... la başlayan paragrafta bahsedilen şeyden ötürü, küçük kağıtlara not alarak çalışmaktan nefret ederim.

Mentat dedi ki...

Jaegermeister ja...

zynp.krks dedi ki...

insanin icinden vay be helal olsun demek gelio..
5gun oncesinde batesmotelproyu izledim ilk kez. sonra bu siteyi buldum. hic tanimadigi insanin yazdigi bisiler rahatlatirmi insani garip iste. bu yazi cok hosuma gitti bitmesini istemedim. surekli yaz hep yaz bende evet evet bencede diyerek zevkle okiym.

Lola dedi ki...

bütün bu söylenmelerin çok fazla haklı olması beni zaman zaman çok korkutuyor.