24 Temmuz 2009 Cuma

Kocaman tespitler ettim.


Bakıyorum, yaşıyorum, görüyorum.

Trafikte başınıza gelebilecek en kötü şeylerden birini yazıyorum şimdi aşağıya :
Tek yönlü bir sokakta önünüzde giden ve park yeri arayan kocaman jipli bayan şöför.
Kaybınız nereden bakarsanız bakın, yarım saat diyorum.

Bir sonraki şeyimde head&shoulders şampuan reklamına değinmeden geçemeyeceğim.
Bu reklamları çekenlerin, reklam yıldızlarını maksimum homoseksüel göstermek gibi bir amaçları var. Daha önce Mehmet Günsür'ü görmüştük, ipek gibi saçlarını bir sağa bir sola savururkene. Gerçekten üzücü bir görüntüydü. Şimdi Kıvanç Tatlıtuğ (ismini yanlış yazmış olabilirim ama google dan da açıp bakmıycam). "Hobilerim arasında basketbol oynamak ve plajda koşmak" gibi bir sikko metni okurken gene ipek ötesi saçlarını ahenkle tüm yönlere sallıyor, hatta kendini de sallıyor bu kez. Nedir head&shoulders reklamlarının gayesi. Soruyorum.

İnsanlara baktıkça, hayvan görmekten kendimi alamıyorum. Sınıflandırılmış hayvan. Türlü türlü kriterle özenle sınıflandırılmış, parasına, rengine, kültür birikimine, doğduğu yere, genetik yapısına, estetik kalitesine göre ayrılmış hayvanlar bunlar. Hepsinin görevleri ayrıldıkları sınıflara göre değişiyor. Onları öyle görmekten alamıyorum kendimi. Hatta büyük üstad bu
hayvanları genel olarak, domuz-köpek-koyun şeklinde üçe ayırmıştı.

Bir keresinde Kilyos'ta bir villanın inşaatında çalışıyordum. Malzemeleri şantiyeye indirmeye çalışırken hayvani boyutlarda bir yağmur başladı. Normalde çok fazla işlerimizi aksatacak birşey değil yağmur, ama oranın soğuğu da bir acaip oluyo. Yağmur ve rüzgar birleşince bokumuz dondu ve işçilerle beraber en yakındaki bir kahveye kaçtık. Dışarıda ciddi bir fırtına vardı. İçeride ise böyle kocaman bir soba. Üç adet kamyon jantının üstüste koyulmasıyla elde edilmiş oldukça şekil bir sobaydı. Neyse, ben götü yapıştırdım sobaya, çözülme çabalarındayım. Mekanın ortasında kocaman bir lcd tv vardı. Herkes ona tutulmuş, KRAL TV izliyor. Ortamına göre normal tabi, beni de rahatsız etmedi, buzlarım çözülürken şöyle bir bakayım dedim. İşte o an ülkemizdeki o acımasız gerçeği gördüm. 15 dakika kadar izledim ve beynimin yavaş yavaş fonksiyonlarını yitirdiğini, düşünme yeteneğinden arınmaya başladığını hissetti
m. Türk pop müziği adı altında, insanlarımızın beynini eritmeye çalışan bir takım güçler var arkadaşlar. Böyle giderse 6 seneye kalmadan toplumumuzun pop müzik dinleyeyeyim diyen gençleri beyinlerinden olacaklar. Buna nasıl dur deriz bilmiyorum. Yazık. Nasıl ki müzik ruhun gıdası ise, nasıl ki beyin gelişimimizde güzel müziğin çok önemli bir etkisi var ise; kötü müziğin de negatif anlamda becerisi var. Aptal olursunuz valla aptal. Dikkat. Hop. Tamam biz de küçükken dersanenin servisinden dinlerdik bi şekilde izel çelik ercan, oya bora falan. Ama lütfen, neler çıkmış ben büyüdüğümden beri, inanamıyorum. Hep söylerim gene söyledim.

Tv izlemeden uyuyamıyorum, telemarketing yayınlarına ya da ders veren sakallı kanallara hastayım. Yemekteyiz programını sevmiyorum. Bulmaca yarışması var bi tane onu seviyorum. Sadece cnbc-e deki dizileri izliyorum diyenlere kıl oluyorum. Afferin size. Şu anda cnbc-e de home diye bir belgesel izliyorum, hakkaten süpermiş.

Rock'n coke a gittim, nine inch nails süperdi, prodigy süperdi, ama arabayı parkettikten sonra festival alanına ulaşmamız yarım saat sürdü, abarttık arada münübüse falan bindik. Bi daha akıllı olun lan koka kolacılar. Zaten böcekten yapıyolarmış koka kolayı. Ben gene içerim hocam. Böcekse böcek. Adamı ayar etmeyin.

Şimdi bi de görsel bulayım bu yazıya, şöle bulabildiğim en saçma resmi koyayım da görsünler.










3 yorum:

Zippy dedi ki...

cumartesi akşamı prodigy'nin toplulukları imana getirme yeteneğini de görmüş olduk. bir tespit de bu yönde olabilir. sükse yapan performanslardan sonra ortaya çıkan sahte fanlar. 'abi prodigy yeni albüm yapmıycak mı yaa' tarzı şeyler. ilginç.

Adsız dedi ki...

Sene bilmemkaç, ben bir yerlerden şimdi hatırlayamadığım bir Harun Kolçak şarkısı duymuştum ve çok beğenmiştim, babamdan bir Harun Kolçak kaseti istemiştim, o da almıştı, kaset de bu işte!Tam bir hayal kırıklığı olmuştu benim için artık nasıl bir tipi olsun istemişsem adamın, bilemiyorum.Hala çekmecemde durur, arada bakar gülerim, moralim düzelir.Paylaşmadan edemedim!

parisruhluburjuva insanı dedi ki...

gözüm açık gitmeyeceğim sonunda birisi George Orwell'ı andı