16 Şubat 2009 Pazartesi

İnsanlık tarihçesi



İnsanlar, çok uzun süredir bu dünya üzerindeler. O kadar uzun süredir varlar ki aklınız hayaliniz almaz. Hayatta kalmak adına her türlü doğa kanununu manipüle ettikleri için sayıları çok fazla. Doğanın bir çok tehlikesinden kendilerini korumayı öğrenmişler. Evler, apartmanlar yapmışlar. Soğuktan, türlü türlü hayvanlardan vs. korunmak için. Isınmak, karınlarını doyurmak için türlü türlü alet edevat icat etmişler. Ulaşım için araba falan. Herkesin bir alana sahip olması için çelik kapılar, kendilerini ve sahip oldukları şeyleri diğer insanlardan korumak için kanunlar. İletişim kurmayı öğrenmelerinden dolayı ortaya çıkan sosyal ortamları gereğince duygusal bir kimlik edinmişler. Kendilerine en uygun eşi aramışlar, bulunca evlenmişler. Zamanla olay uygun olanın kim olduğuna karar verme oyununa dönmüş, sevdikleri başka birini sevdiği zaman da kıskanmışlar, ya kendilerine ya başkalarına zarar vermişler. Sevdiklerinin ölmesini kabullenememişler, onları yaşadıkları yerin yakınlarına gömmüşler, ziyaret edip ağlamışlar. Bir çok başka şeyi de kabullenememişler, vicdanları ve canları istememiş. Kafaları çalışmasın diye türlü şeyler içmişler. Şehrin içine stadyum yapmışlar, aşağıda bi kaç tanesi futbol oynamış, yüzlercesi izlemiş. Her biri belli takımların kazanmasını istemişler, kazanmayınca çok sinirlenmişler, diğer takınımın kazanmasını isteyenlerle kavga etmişler, birbirlerini öldürmüşler. Yollar yapmışlar, arabalar yapmışlar, sonra oturmuşlar arabaların içinde saatlerce trafikte beklemişler. Karşı cinsleriyle münasebetleri üremek amacının çok dışına taşmış. Başta zevk adına çıkılan yolun sonunda, deri kıyafetler giyip birbirlerini kamçılamışlar. Diğer hayvanların yaşayacağı yerlerin de amına koymuşlar bunlar, hayvanlar yersiz yurtsuz kalmışlar. Arabaların altında ezilmişler, aç kalıp ölmüşler, hayatta kalanları da korku içinde yaşamışlar. Hayvanlara zulmeden bu insanlar bir yandan da birbirlerine düşmüşler, çok daha kısa zamanda çok daha fazla insanı öldürmenin yollarını bulmuşlar. Birbirlerini öldürmüşler. Renkleri, cinsleri, tipleri farklı diye birbirlerine dayanamamışlar. İstemişler ki aynı olsun hepsi. Ama aynı olmamak için de ellerinden geleni yapmışlar. Diğerlerinden farklı olayım diye kendilerini boyamışlar, saçlarına şekil falan yapmışlar. Sonra bir de bakmışlar ki gene aynılar, birbirlerine benziyolar, hepten delirmişler. Aralarından çok farklı dehalar, yetenekler çıkmış. İnsanları uyarmışlar, yapmayın etmeyin demişler. Manyak mısınız lan demişler, ne gereği var. Ama kimse onları tam anlamıyla dinlememiş. Gene bildiklerini okumuşlar. Dünyanın ve uzayın sırlarını keşfetmek istemişler, bir çoğunu anlamamışlar. Hepsi farklı şeylere inanmış. Her biri kendi inandığı şeye inanmayanlara düşman kesilmiş. İnançları uğruna birbirlerini çeşitli şekillerde öldürmüşler, kafalarını kör kılıçla kesmişler, benzin döküp yakmışlar, canlı canlı gömmüşler. Yarattıkları türlü türlü şeyleri tek bir türden ifade etmişler, hepsinin yerine parayı koymuşlar, sonra kölesi olmuşlar, para kazanmak için kimisi hayatları boyunca bir odada çalışmış, kimisi gene birbirini öldürmüş. Bir kısmı açlıktan ölürken, diğer kısmı izlemiş. Genel olarak akıllarına gelen hiçbirşeyi amacına yönelik kullanamamışlar bunlar galiba. Ne buldularsa zıvanadan çıkmış. Buna rağmen insanlar genel olarak etraflarındaki herşeyden kendilerini üstün görmeye devam etmektedirler. Canlı adına kendilerinden üstün görmeyi kabullenebildikleri tek alternatif bir gün gökten uçan dairelerle gelecek olan uzaylılardır. Muhtemelen onlar da insanları öldürmek için geleceklerdir. Çünkü kendi gezegenlerinin kaynaklarını bitirmişlerdir. Lakin gene çok muhtemelen insanlardır yaşadıkları gezegeni yaşanmaz hale getirdikleri için başka gezegenlere gidip oradakileri öldürecek olanlar. Az kaldı. Bu insanlar sadece ne var diye merak edip ta marsa gitmezler. Onlar da biliyolar ne bok yediklerini. Az kaldı, dünyanın yaşanacak bir tarafı kalmayacak. Ondan sonra zavallı uzaylılar düşünsün.





9 yorum:

Adsız dedi ki...

insanlar güdüleri doğrultusunda değil hırsları doğrultusunda gitmiş ve pişmanlığı yaşamıştır.

Adsız dedi ki...

Çaresizlik insanları birşeyler icat etmeye zorlar.Bu bir zaman sonra iyi veya kötü sonuç doğurabilir ki bu tamamen istenilen hedefe göre de çeşitlilik sağlar.Bazıları kara deliğin hakikaten kara bir delik olduğunu sanarken bazıları da tanrı inancına ters düşüp bizi bizden daha zeki varlıkların yarattığına inanır ve onlarda tanrı gibi belkide kendi kendilerine varolmuşlardır. Eğer sorun nasıl yaratıldığımız ise bunu herhalde insanlık bilemeyecek ve belkide birgün biri çıkıcak "sizi ben yarattım" diyecek ve millet orda şaşkınlıktan ("bumu")hayata veda edecek. Doğduğumuzdan bu yana empoze edilerek yaşayan biz yine aynı şekilde devam edeceğiz ve o dediğiniz olaylar iyi veya kötü bir şekilde gelişerek sürecek. En komiğide ortaya bir saha yapmışlar içinde oynuyorlar diğerleride izliyor :))Paradox halindeki güzel yazınız için tebrik ediyorum...

Adsız dedi ki...

insan dediğin nedir ki? elinin kiri..

Canan dedi ki...

ve bu insanlar, uçan daireleri yerine daha erkeksi buldukları füzelerle yollara çıkıp da şimdi bunları yazdığımız gezegeni terk edecekleri vakit, insan neslinin tamamını yanlarına almayacaklar. ve belki o gün devran dönecek ve bu dünyayı yönettiğini zanneden ve oe insan neslini sadece kendilerinin sürdürmesi gerektiğini düşünen budala zümre, atmosferi delip marsa ya da daha uzağa yol almaya ve seyir defteri tutmaya başladığında geride bırakılan insancık(!) kitlesi -biraz da mecburiyetten- bir mucizeyi gerçekleştirecek...dünyanın altındaki mezarlığı rahat bırakıp fosillerden yakıt elde etmek yerine petrolü ve tüm karbonvari maddeleri kullanımından uzak tutacak ve rüzgardan, güneşten, sudan yararlanıp doğaya uyumlu, ergonomik insan topluluğunu oluşturacak... ve dünya o zaman cennet tasvirine benzeyecek... kuşlar, her renkte ağaçlar, şelaler, binlerce çeşit meyve, temiz hava, temiz su, temiz rüzgar, temiz güneş ışığı..... mutlu son mu?
hayır mutlu son bu olmayacak... bu insanlar, bu kez, sanayi devriminin doğaya verdiği zararı engellemiş ve yaşanabilir bir dünyada yaşıyor olsalar da sınavın ikinci ve daha zor aşaması onları bekliyor olacak. insanlar doğaya zarar vermemeyi öğrenseler de birbirlerine zarar vermemeyi o kadar çabuk öğrenemeyecekler. belki yine aynı kutsal(!) bölgelerde bu kez petrol savaşları değil su savaşları başlayacak... insanlar bu kez de kıt gördükleri diğer kaynakları paylaşamamaya başlayacaklar. insan zihni hasıraltı eder gibi yine hızla bilinçaltı edecek başına gelenleri ve yine insan kardeş insan kardeşi vurmaya başlayacak.
ve bundan sonrası yine insanlığa kalacak. insanın hayatta kalmak için yapabileceklerini düşünce ilk aşama çok şaşırtıcı değil. elinizde yaşayabileceğiniz tek yer kaldığında ona sahip çıkarsınız. ama bu evi paylaşmaya geldiğinde sıra, herşey bu insanların kendilerini ve dünyayı algılayışlarına kalacak ve herşey tek düşünce de bitecek. bir insan diğerinden üstün olabilir mi?
buna verilen yanıt, insanlığın sonunu belirleyen yanıttır. İNSAN DİĞER BİR İNSANIN KENDİSİNDEN ÜSTÜN OLAMAYACAĞI VE KENDİSİNİN DE BİR BAŞKA İNSANDAN ÜSTÜN OLAMAYACAĞI GERÇEĞİNİ KAVRAYANA KADAR savaş tarihinin sonu ancak insanlık tarihinin sonu ile aynı olur ki insanlık kendisini bu şekilde imha edecekse herkes öldüğü için bu son resmi kayıtlara da hiç geçemeyecektir. insanlık bu basit resmi göremediği sürece zaman gelir bir Hitler çıkar insandan saymadığı insanları fırınlarda zehirler, sabun yapar, zaman gelir o neslin evlatları, torunları, ahtapot bombalarla insandan saymadıkları başka masum insanları öldürür....
hayatımızı yöneten düşüncelerimizdir ya düz mantıkla bakınca insanlığı yöneten de kollektif düşüncelerimiz gibi görünüyor. Düşüncelerimize biraz dikkat edelim.
bunca laftan sonra konuyu ancak şöyle kapanmalı diyorum kineee :) fezayada dalsa insan evladı kendi pisliğinden kaçmaya, adrese dayalı sisteme göre insanoğlu da uzaylıdır :) :)

J. Ezgi Özdemir dedi ki...

Selam Brozak.

julie dedi ki...

Vee günün birinde ülkenin birinde biyerlerde klonlanmış polatlar çıkmış ortaya.Meğersem dünyanın sonu gelmekteymiş.
tabi.

erhan dedi ki...

küresel düşünmeye gerek yok, benim kendi kişisel yaşamım ve beynimin içinde cereyan eden savaşlar bile bir şeylerin bittiğine, belki de hiç yaşanmadığına kanıttır. geçmiş olsun. bitti işte...

Cowapaystor dedi ki...

abi ben senin ve Batesmotelpro'nun
hayranıyım.(Zaten hayranlığım b harfini büyük yazdığımdan anlaşılır ve kesme işaretinden '...)işte blah blah blah...Youtube'de ismim Crazyforcrysis.Yaa ama şu Youtube'deki Batsemotelpro hesabı kimin? resimde Tansu abininki var ama...ne dicektim haa ; şu youtube'deki yorumlara bak biraz sana küfrediolar ben "sie" "mie" diom.bak videonun ismini söliyim pek hatırlamıyom ama şunlar olabilirdi ;Anne ben Gelemem,Öp bunu Fatih.Oralar da küfürer :)'in yorumu olacaktı bak ona ok mu.?

By Cawapaystor,Crazyforcrysis Onat(Gerçek isim) companion_cohort@hotmail.com OR
companion.cohort@gmail.com

Adsız dedi ki...

eline sağlık... ne eksik ne fazla