29 Ocak 2009 Perşembe

Overthinking

Bir kelimeyi üst üste defalarca söylediğimiz zaman ne olduğunu hepimiz biliyoruz sevgili kafasının içinde binbir türlü abuk subuk düşünceler peydah olduğundan mütevelli bunun gibi şeyleri okuyarak vaktini boşa harcayan vatanın kayıp jenerasyonunun genç üyeleri. Örnek vermek gerekirse, nevresim... nevresim… nevresim… nevresim.. nevresim… nevvresimmmm. Nevresim. nevresim. nevresim, nevresim. Yatak odamın nevresimlerini değiştirdim. Karım bana nevresim almış. Havaların güzelleşmesiyle beraber koyu renkli nevresimlerimi, açık renkli nevresimlerim ile paydos ettim. Paydos, paydos.. paydos paydos paydos paydosss. Payyydooosssss. Paydos. Harç bitti yapı paydos. Paydos ettim. Paydos kaçta? Kaçta paydos ediyorsunuz? Paydosu bekliyorum. Evet, yeterince açık bir şekilde anlattım sanırım. Siz de lütfen boş bir vaktinizde “leğen” “muşamba” “kulak” gibi kelimelerle evinizde, duş yaparken bu alıştırmaları yapınız.

Her nasıl yukarıda örnek verdiğimiz kelimeler, normalde cümle içerisinde bir kere kullanıldığında gayet normal karşılanıyor; lakin beş altı defadan sonra saçmasapan bir hal alıp bütün anlamını yitiriyorsa, bana göre düşüncelerimiz ve yaptığımız birçok eylem de böyledir. Yeterince fazla düşünürseniz, hiç garipsemeden yaptığınız bir çok şey anlamını yitirecek, saçma ve yersiz gelmeye başlayacaktır. Örnek vermek gerekirse, evlenmek diyebilirim. Evlilik müessesesini kötülemek istemiyorum, bu arada müessese de inanılmaz bir kelime. Müessese, müessese. Babamın müessesesindeyim. Gene de evlenmek, bana birazcık uzun vadeli yalnızlık korkusunun yarattığı bir kendimi garantiye alayım eylemi gibi geliyor. Evlenmek arkadaşlıkları koparıyor, insanları birbirlerinden uzaklaştırıyor. Ha ama nedir, yanında bir insan garanti hayatın boyunca; ki bu idealize edilmiş durumda böyle. Yani boşanma ihtimalini yok sayıyoruz. Dolayısıyla, evlenme olayını iyice düşünülüp taşınılıp verilecek bir karar olarak değil, büyük bir aşkın sevginin sonucu olarak panik anında atılan bir şaplak misali spontan gelişen bir hadise olarak yorumlamak istiyorum. Mevcut sistem tıkırında işliyor gibi gözüküyor sanırım, ama alternatifleri düşündüğünüz zaman işin rengi atıyor. Bakın şu an fazlasıyla düşünme moduna girdim. Flash forward...24 yaşımda evlendim, şu anda 45 yaşındayım, 21 yıldır çalışıyorum, bir tekstil fabrikasında kontrol müdürüyüm, her gün aynı ofise gidip geliyorum, ikinci kalite bir laptopum, bas ses veremeyen küçük hoparlörlerim var, işten anlaşabildiğim 3 tane arkadaşım, aylık 200 tl lik sodexhom var, her sene 1 hafta tatilim var, karımla beraber Fethiye’ye gidiyoruz, balık yiyoruz, çok düzenli bir seks hayatımız var, o kadar düzenli ki, karım benden nefret ediyor, ben de karımdan... Ama yalnız değilsiniz. Senin karın var onun da kocası. Biri de karşınıza çıkıp, “Ben evlenmedim. Maaşlı da çalışamadım. Yılın altı ayı çalışıyorum, altı ayı geziyorum. 45 yaşındayım, dünyada görmediğim yer kalmadı. Dünyanın her bir yerinde arkadaşlarım var. Can sıkıntısı nedir bilemedim. Hiçbir kadınla sıkılacak kadar beraber olmadım. Belki yaşlılığımı beraber geçirmek için 60 yaşında evlenebilirim.” dese. Hayatınızın geçen 21 yılını karşılaştırıp, biraz garip hissetmez misiniz? Geçen ömür aynı. Gelinen nokta da aynı. Ama toplumsal bir düzen var, onun haricine çıkmak ne kadar zor. Koyun psikolojisi klişesinden bahsetmek istemiyorum, bahsettiğim o kadar sığ bişey değil. Ama belki evlendikten sonra da böyle yaşanabilir bilmiyorum. Net gördüğüm her gün işe gelmek bana paydos gibi geliyor. Kulağıma nevresim gibi gelen muşambaları leğende çitiledim.

Bir başka değinmek istediğim mesele ise eğitim meselesi. 6 yaşında okula başlayıp, 26 yaşında mezun oluyorsunuz. Çalışmaya başladığınız zaman ise junior çömezsiniz. Sen 20 yıl boyunca bir şeyler öğren, ve 20 yıl sonra çömez ol. Bu nedir ki? Nedençünkü sebeplerinden biri; üniversitede bile tarih, dinamik, kimya okudum ben arkadaşlar. İTÜ İnşaat mezunuyum, üniversite hayatımın kayda değer bölümü Mahmut Şevket Paşa’nın doğumgünü, 1s2 2s2 2p6 ve gezegen yörüngeleri ile ilgili bişeyler ile geçti. Ben şimdi çelik konstrüksiyon villa yapıyorum. Hadi bakalım. Ayrıca okuduğum bölümde 400 erkek 3 kız idik sınıflarda. Buna da çok içerledim ben. Valla.

Yeri gelmişken, genç zamanlarımızda yaşanılan çılgın aşklara da değinmek isterim. Herşeyi yanlış yaptığınız, yirmili yaşların sonuna geldiğinizde pişmanlıklarla hatırladığınız üzüldüğünüz birşey haline gelen eski mutluluk serüvenleriniz. Bunun saçma gelmesi için fazla düşünmeye bile gerek yok.

Sonra bi de şey var. İnternetteki yüzümüz, ve internet insanlığı. Olduğumdan daha yakışıklı gözüktüğüm profil fotoğraflarım. İnsanlar ve profil sayfaları. Sizi kaç kişi tıklamış merakı. Profilinize müzik ekleyin. Çete savaşları. Arkadaşınız sizin hakkınızda ne düşünüyor. Ivırlar ve zıvırlar.

Ha bi de araba kullanan kadınlara bakıyorum bi de. Araba kullanan kadınlara bakıyorum, gözlerim kapalı. Adeta bir şeye tutunmuş gibiler, direksiyona. Hani bıraksalar düşecekler aşağıya. Direksiyon onlardan daha hakim arabaya. Bu kadar araba modeli var, neden bayanların daha rahat kullanabileceği araba almıyosunuz bayanlar? Böle direksiyon en hafif, götü başı yakın, görüş en rahat falan. Sanırım nissan micra, mini cooper bunlara örnek teşkil edebilir.

2009 saçmasapanlık olimpiyatları

müzik grubu olarak "ünlü mamüller"

ekstrem spor olarak "golf"

mal beyanı olarak "zevk irsaliyesi"

mazeret olarak "pembe pelerinim yok"

fantezi unsuru olarak "waffle"

terbiyesizlik ögesi olarak "volkan"

kitap olarak "kıllanma kılavuzu"

insan olarak "Mimar Kadir Topbaş"

terapi olarak "Pazartesi sendromu"

nostalji olarak "Parliament pazar gecesi sineması"

bir kız ismi olarak "Necmettin"

bir erkek ismi olarak "Necmettin"

brokoli niyetine "Brüksel lahanası"

ecdaddan kalma "geylik tabancası"

emir kipi olarak "süt!"

sıfat olarak "müşkülpesent"

semt olarak "Selamiçeşme"

bir başka müzik grubu olarak "kırmızı kart"

ve mottoları "sisteme karşı, düzene karşı"

bir motto olarak "helomoto"

11 yorum:

Özlem Apaydın dedi ki...

Kulağıma nevresim gibi gelen muşambaları leğende çitiledim. : ))))

anJaw dedi ki...

şu bikaç gündür dolaşan videolrna bakıorm,yazılarına... kafamdaki tüm hersyi silip atıyorum bi kenara, nesin sen ya? kafan herkesten farklı çalışıyor desem abartmş olmam bence:D
düşüncelerimi karıştıran bi dolu sey varken, düşünceleri karışmış düşünmeden davranan biriyle karşılaştm.. en iiyisii bölesii belkide.. :)

_intihar_ dedi ki...

Orjinalsin ama marjinal değilsin.. Birde şakşakçılarını sevmiyorum.. Rutin yorumlarını da.. Tekerlekli sandalyeye mahkum olsan kimi suçlarsın merak ettim.. Gece gecede ayran çekilmiyor.. Ayranla bağlantısı kurulan ayrılığa ne denir.. Bir de su zıkkımı az iç..


Saygılar..

Onur Öztürk dedi ki...

çukulakomuşçuçu!

öyle böyle değil!

edepliserseri dedi ki...

muşamba kelimesi cümle içinde ve bi kereliğine de gayet anlamsız bence.. anlamsızlığa kanaat getirmek için tekrar lüzumlu değil yani..
ayranla bağlantısı kurulan ayrana da; içkiye alternatif olarak ayranı beğenmeyen sarhoş geyiği diyorum..ayran-ayıran ilişiği yani; ilk defa yanımda yapsalar gülerdim sanırım fena diil aslında..

tux gadu dedi ki...

yorumumu bırakıyorum, sanki şey yapar gibi aha bıraktım buraya.. yorum bırakmak ne demek yahu tööbe estagfurullah...

NebaHOT dedi ki...

Kafabozan, kafamı çok bozuyosun :D

Janis Ezgi Özdemir dedi ki...

Selam Ağzıbiyanadişmacunubiyana.

encrinus dedi ki...

(Sonra bi de şey var. İnternetteki yüzümüz, ve internet insanlığı. Olduğumdan daha yakışıklı gözüktüğüm profil fotoğraflarım.)Resimler güzel fotojeniksin belliki. He niye bu cümleni seçtim dersen diğer tüm cümlelerin kendi iç dünyanın saçmalıkları ve komiklikleri ben beğendim doğrusu lisedeki felsefe dersimi hatırlattı.Yazılar akıcı aslında. Ben en çok “Harç bitti yapı paydos. Paydos ettim. Paydos kaçta? Kaçta paydos ediyorsunuz? Paydosu bekliyorum.”cümlene güldüm. Bu çok doğru aynısını bende yaptığım için orada katıldım walla. Evlilik konusuna gelince “hehehehehe” diorum. Burda her cümleni ele alsam bende cevap olarak o kadar yazı yazmam lazım ama şu 400 erkek-3 kız olayına değinmeden edemicem. O hep var o hep olacak üzülme ama bu iki taraf içinde geçerli.:))

paper doll.. dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Athena dedi ki...

ikinci resimdeki tablonun zodiac olduğunu farkeden parmak kaldırsın??
o zaman zodiac'ın ne olduğunu bilen?
tablo?
resim..?